Bugün, 20 Temmuz 2024 Cumartesi

Güner Melis Erbay


MERHABA ANKARAM

Ankara başkentimiz olarak; Türkiye'de yaşayan her bir kişinin de, kendisini ait hissettiği bir şehiridir mutlaka.


 Bizler yaşadığımız yer neresi ise o şehire ait hissederiz kendimizi ancak aynı zamanda başkentimiz Ankara'ya da ait hissederiz. Hisler önemlidir. İnsana yön veren mantığı değil, hisleridir çünkü bizler hep, istediğimiz her ne ise, o gerçekleşsin isteriz hayatımızda. İsteklerse, kaynağını duygulardan alır.

Ankara ile ilk tanışmam sanırım beş yaş civarlarında oldu. İzmir, Çeşme'ye tatile gidiyorduk ve Ankara'dan yataklı trene binecektik fakat öncesinde babam bizi hayvanat bahçesine götürdü. İyiki de götürdü. Bir çocuk için hayvanları bizzat görerek tanımanın, o çocuğun duygu dünyasına katkısını,  hemen hepimiz  tahmin edebiliriz. Bu tahminlerimiz arasında, ilk sıraya, merhamet ve şefkat duygusunu geliştirmek oturur kuşkusuz. Bu iki duygu, insanın insan olmasını sağlayan en önemli etmenlerdendir. Hayvanat bahçeleri önemli eğlence merkezleridir. Orada bulunduğumuz süre boyunca zihnimizi arındırırız. Beynimiz sadece hayvanlara odaklanır, buralar bir nevi meditasyon görevi üstlenir ve bu görevi başarıyla ifa ederler. Öğrendiğime göre Ankara'da dijital bir hayvanat bahçesi açılmış. Burayı ilk fırsatta ziyaret etme niyetindeyim.  Görmeden bir hüküm vermek istemiyorum. Hayvanları hapis etmeden yapılan bu bahçe, umarım bizlerin her türlü beklentisini karşılayabiliyordur.

İnsan Allah'ın yarattıkları ile irtibat haline geçtiğinde, mutlu olur çünkü muazzam bir bütünün parçası olarak, ruhu bütüne ait olan her ne olursa, onunla kaynaşmaya doğru bir adım atmış olur. Ruhun temel arzusu bütüne ulaşmaktır. Bu sebeple doğada her ne varsa, hayvanlar, bitkiler, dağlar, taşlar, dereler, göller, denizler ve okyanuslar hepsi hepsi ruhumuzu olumlu anlamda besleyen, mutluluk kaynaklarımızdır.

Ben Safranbolu ve Kuşada'sında yaşıyorum. Ankara'da yol güzergahımızın üstünde yer alıyor. Gidiş dönüşlerde, mola yerlerimizden birisi de Eryamandaki Göksu parkı oluyor. Bundan başka bir de, doktor kontrollerimiz için geliyoruz. Bazı sağlık sorunları olan bir kızım var. Göz, nefroloji  ve endokrinolojiyle ilgili takiplerimiz söz konusu ve bu bölümlere ait doktorlarımızın hepsi de Ankara'da. Sağlık hizmetlerinin başkenti de  burası olsa gerek dersem İstanbul'a haksızlık eder miyim? Böyle bir mukayese yapılmamalı elbette. Sağlık konusunda başı çeken yerlerin çokluğu elbette ki iftihar edilecek bir durumdur ve keza İzmir ve Antalya'da bu konuda kendisini kanıtlamış durumda. 

Ben emekli bir sağlık mensubuyum; diyetisyenim. Ayrıca da öğretmenim. Emeklilik hakkımı kazandığım yıl itibarıyla çalışma hayatını bıraktım çünkü kızımla ilgilenmek istiyordum. Emekli olduğumda oniki yaşındaydı ve henüz konuşamıyordu. Şu anda istediğim düzeyde olamasa da, iyi kötü kendisini ifade edebilecek kadar konuşabiliyor. Geliştirmek için birlikte  çalışmalarımız da devam ediyor. Ben genel olarak herhangi bir şeye geç kalındığını kabul edenlerden değilim. Hayattaki sınırlamalara ve kurallara pek aldırdığım söylenemez. Sözgelimi şu yaşa kadar konuşmayan çocuk artık konuşamaz gibi sınırlamalar veya kurallar bana göre değildir. Allah’ın varlığı böyle kuralları

yıkar. O her şeye kadirdir ve hayatta her şey mümkündür. Yeter ki, istediklerimizin gerçekleşmesi için, elimizden gelen çabayı gösterelim ve gerisi Allaha kalmış demeyi bilelim! 

Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik mezunuyum. Haliyle Ankara'ya ait pek çok güzel anım var. Hacettepe merkez kampüsü yapılmadan önce bu yerde birçok yatır olduğunu biliyor muydunuz? Tabii bir de dedesi var buranın. Zamanında burada yaşayan hikmetli bir zat varmış. Kirli hırkası yüzünden adı Yağlı Dedeymiş. Yağlı Dedenin rüya tabirleri gerçekleşir, kendisi de herkese yardım elini sakınmadan uzatırmış. Bu sebeple, onun yardımına alışan yöre halkı, ölümünden sonra da mezarına gidip dilek dilemeye devam etmiş. Mezarına da hacet kapısı diye isim takmışlar. Zamanla isim Hacettepe olarak değişmiş. İsim hikayemiz öyle güzel ve manalı ki, buraya gittiğimizde,  dileklerimizi Allaha sıralamayı ihmal. etmeyin ha diyor bizlere.

Ben Ankara'nın başkent olarak seçilmesinde, önemli bir ley noktası olmasının etkili olduğuna inanıyorum. Biliyorsunuz dünyanın bir manyetik enerjisi var. Bu enerji dünyamızı koruyor. Dünya üzerindeki her yerin manyetik enerjisi aynı değil, bazı yerler daha yüksek enerjide ! Yüksek enerjide olan bu yerler, bir hat üzerinde ilerlediği için, bunlara ley hattı deniyor. Ankara da bu hat üzerinde ve Ankara'nın üzerinde olduğu ley hattı Ankara'yı direkt olarak Kabe'ye bağlıyor. Kabe; dünya üstündeki en yüksek enerji noktası oluyor. Ayrıca Kudüs te önemli bir ley noktası. Atatürk'ün ley hatlarını bilmediğini var saymak, bence yersiz bir tutum olur çünkü o kayıp kıta Mu'yu bile araştırtmıştır. Cumhuriyetin ilanı için, gökyüzündeki yıldızların en uygun konumunu beklemiştir. Tekrar bütün Ankara'ya merhaba diyor, bir sonraki yazıma kadar hoşçakalın diyorum.

Sevgilerimle

Güner Erbay

33.9°