Menü Başkenttepusula
Güner Melis Erbay

Güner Melis Erbay

Tarih: 31.03.2026 09:38

MART

Facebook Twitter Linked-in

Bugün martın son günü. Bir yılın içindeki bütün aylar ve günler kuşkusuz ki aynı değerdedir fakat biz insanlar aylara ve dev günlere bazı özel anlamlar yüklemişiz. İyi de yapmışız; böylece rengarenk olan hayatı ıskalamadan rengarenk yaşamanın bir yolunu bulmuşuz kendimizce! Tabiattaki döngü, aylara ve günlere yüklediğimiz anlamların temelini teşkil eder. Çağlar boyunca 21 Martın yılbaşı olarak kutlanması bu sebeple olsa gerek çünkü bu tarih baharın başlangıcı oluyor. Baharın başladığı doğanın canlandığı günün yılın başlangıcı olması elbetteki çok mantıklı. Ne var ki, dünyamızın şekil itibarıyla  büyük bir top olması nedeniyle, kuzey yarım küreye ilk bahar gelirken güney yarım küreye son bahar geliyor!  Bu da yılbaşı gününün küresel ölçekte 21 Mart olmasına büyük bir engel teşkil ediyor! Dünya üstündeki hemen her türlü kararlar ve uygulamalar siyasi olarak gerçekleşiyor. Yılbaşı günümüzün tespitinde de karar yine siyasetin hegomenyasında verilmiş!  Sonuç olarak, küresel ölçekte yılbaşı günümüz 1 Ocak olarak tespit edilmiş durumda olsa da, çağlar boyunca yılbaşı günü olarak kutlanan 21 Mart, insanların vazgeçemediği bir uygulama olarak, bahar bayramına dönüşmüş. Bahar bayramının yer aldığı bu aya ise özel bir ehemmiyet verilmiş! 

Mart ayı bizlerin tarihinde de önemli bir yer tutuyor.. Türkler 21 Martı uzun yıllar boyunca yılbaşı olarak kutlamış bir millet. Belki de bu yüzden, belki de ayların arasında özel bir aurası olması nedeniyle martta bileklere şans getirdiğine inanılan bileklikler takılıyor. Bu uygulama daha çok balkan ülkelerinde, orada yaşayan Türklerin yoğunluklu olarak yaptığı bir adet!  Günümüzde ise küresel bir adet haline dönüşüyor gibi bir durum var ! İyi ki de var. 21 Mart bahar bayramı olarak kutlanırken Mart ayı boyunca al ve ak renklerinden oluşmuş bileklikler bilekleri süslüyor. Bu bilekliklerin şans getirdiğine inanılıyor. Her ne kadar böyle uygulamaları hurafe olarak lanse edip yasaklasalar da insanları vazgeçirememişler. İyi ki de vazgeçirememişler bence!

Eski uygulamaların çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini düşünmüşümdür hep. Kendimizi her şeyi bilen, eski çağlarda yaşayanları ise hiçbir şey bilmeyen, abuk sabık uygulamalarla günlerini geçiren insan yığınları olarak görmek, bizlerin  en büyük yanılgısıdır. Geçmişle böylece bağlarımız koparılır ve çağlar boyunca deneyimlerle elde edilen bilgilerden uzaklaştırılmış oluruz. Buna bileklikler de, şifalı bitkiler de, nazar için yapılan kurşun dökme uygulaması da dahildir. Derinlemesine düşündüğümüzde hepsinin bilimsel dayanaklarını bulmamız mümkündür. 

Konumuz mart olduğu için bugün bilekliklerden bahsetmek istiyorum. Şans getirmesi amacıyla takılan bu bilekliklerin böyle bir işlevi gerçekleştirme potansiyeli var mıdır gerçekten!

Hiç düşünmeden yoktur hükmünü vermek ne kadar doğrudur? Biraz irdelemek gerekmez mi? Peki o halde biz konumuzu nasıl irdeleyebiliriz?

Biliniyor ki evrende her şeyin bir çekim gücü var. Bu çekim gücüne biraz takık bir halim de var gibi benim. Sanki beynimde fazla yer tutuyor fakat bunun nedenini de biliyorum. Sebebi ilk okul öğretmenimdir. Bize elektrik direklerine elimizi sürmememizi hatta yakın geçmememizi anlatmış, sıkı sıkı da tembihlemişti. Bir gün gelecek, öyle kuvvetli elektrik direkleri olacak ki bizi kendilerine çekecek, o yüzden yanlarından geçerken uzaktan geçin demişti! Dediği ölçüde bir durumu yaşamasam da benzerini yaşadım diyebilirim! Yaklaşık on sene önceydi, arabanın içinde bir yüksek gerilim hattını geçerken ayağımın ucunda, parmaklarda,  bir elektriklenme oldu. Arabada bir kaçak var sandım önce, hemen akabinde yüksek gerilim hattından olduğunu anladım! Bu yüzden evlerimizin bu hatlara en az 150 metre uzak olması gerekiyor. Bilekliklere gelince, çok yüzeysel ve basitçe anlatırsam şöyle anlatabilirim. Biliyoruz ki renklerin bir enerjisi var.  Kullanılan iplerin de bir enerjisi var. Bunlar dalga boyu ve herz olarak söyleniyor. Bir de artı eksi olayı var. Yine biliniyor ki artı kutup eksi kutbu çekiyor. Tıpkı erkek cinsi ile kadın cinsi arasındaki çekim gibi. Mart ayında kullanılan bilekliklere marteniçka deniyor. Marteniçka kendisinden beklenilen işlevi yerine getiriyor mu yoksa getirmiyor mu? Buna herkes kendisi karar vermeli diyorum ve bir şiirimle konuyu noktalamak istiyorum.

BİR

Bir marteniçka getirdim sana. 

Bembeyaz ruhunu,

Simgelesin istedim kolunda.

Bir marteniçka verdim.

Kan kırmızı aşkımı,

Dokudum onda. 

Koysun istedim kan kırmızımı,

Senin bembeyazına! 

Yerini bulsun,

Yerinde dursun istedim.

Bir marteniçka getirdim.

Bütün şansları toplayıp, 

Versin diye sana.

Mart bitiyor bugün!

Çıkar kolundan onu. 

Gecenin yarısında, 

Koy sedefli tahta kutuya.

Dyt. Güner Erbay


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —